Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat)
Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat)
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf)
Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf)
Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma)
Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.)
Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda)
Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda)
Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde)
Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde)
Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında)
Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında)
Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin)
Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin)
Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma)
O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma)
İçin:
“-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.
Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s)
Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n.s)
Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a.s)
İşe girmek için ehliyet almış (a.s)
Görelik anlamında görüş bildirir:
Bu yazı toplamda 37, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

